Salı, Eylül 15

Del Potroooooooooooo!


Ve Potro zor olanı başarıp, 2-1 yenik duruma düştüğü maçta Efsane Fedex'i 3-2 devirmeyi başardı. Turnuvada üst düzey bir performans gösteren Arjantinli oyuncu genç yaşına rağmen çok olgun bir maç çıkardı. 88'li doğumlu raketin mermi gibi giden forhandleri karşısında Federer bazen aciz duruma düştü. Topu hızından dolayı bazen gerçekten göremedim dersem yeridir! 1.98'lik boyunun avantajını gücüyle birleştirince komplike bir durum ortaya çıkıyor.
Kimse Fedex'in servisine tutunamadığını, ilk servisinin oyuna girme oranının düşük olduğu zırvalıklarını bana anlatmasın. Zira Federer bu üst düzey anlarda, üst düzey şeyler yaptığı için Federer!! Del Potro'nun oyun yapısı ve insan psikolojisini bozan sert toplarının hiç mi hakkı yok yani?
Maçın istatistiklerine bakıcak olursak eğer zaten, sadece aces sayısında Federer'in üstünlüğü bulunuyor ve diğer bütün istatistiksel bölümlerde Del Potro'nun üstünlüğü var. Harika bir maç izledik gerçekten. Ve nedendir bilinmez "Deli" Potro'nun kazanmasını istiyordum. Yanlış anlaşılmasın Federer'i çok sever ve saygı duyarım. Ama bu genç bu turnuvada şampiyonluğu haketti. Bir turnuvada ilk 3 seribaşını yenerek şampiyon olan ilk tenisçi ünvanını da kapmış oldu!
ALLAHINA KURBAN DELİ POTRO!!

Şok Şok Şok Rüştü Manu Maçında Yok!



Yahu sporx.com'a girdim. Baktım ki Beşiktaş'a Rüştü şoku diyor. Ne oldu diye baktım, antrenmanda sağ kulana top gelince operasyon geçirmiş. Büyük geçmiş olsun da, yahu bu nasıl başlıktır demeden edemiyor insan.

Zannedersin ki Messi Beşiktaş'ta ve oynamayacak sakatlığı söz konusu diye. Son maçta neler yaptığı ortada, zaten başka bir sakatlıktan yeni çıkmışken Rüştü'nün ne faydası olabilir ki? Tecrübe demesin kimse bana gülerim. Fenerbahçe'de iken 62'den tavşan olmuş arkadaşımızdan bahsediyoruz değil mi?

Yorumlara bakıyorum bazı Beşiktaşlı arkadaşlar şunu söylemiş düşünün artık olayın vahamiyetini: Ne sakatlığı ya son maçtaki hatalarından dolayı oynatılmayacak diyemiyorlar!!

:)) Yorumsuz...

Sırbistan: 64 Türkiye:69


Hidayet'in bu kadar kötü olduğu bir maçta gerçekten büyük iş. Bravo çocuklar.. Uygun adım ileriiiii!!!
Maç bol skorlu başladı. Kerem-Teodosic çekişmesini izledik başlangıçta. Bizim Kerem tuttu maçı götürdü daha sonra. Maestro gibi yönetti takımı! Şutunu çok tutmasam da inanılmaz bir oyun bilgisi, basketbol iq'su var! 4'te 4 bizi ilk 2'ye kesin sokacaktı bunu da başardık. Ersan inanılmazdı ve onu bir an önce NBA görmek istiyorum. Alev alev yanıyor, cayır cayır atıyor. Savunması ve ribaundları onun ekstrası. Her yönden iş yapıyor yani. Ve hele ki takımın bir numaralı skor opsiyonu bu kadar ritm dışı kalmışken takımı sırtladı götürdü. Ömer Aşık... Koçum benim şu serbest atışlarında biraz daha iyi olsan kim tutar seni be! O kadar kötü attı ki serbest atışları maç buralara gelmeden kazanabilirdik. Uzattık yani gereksiz yere. Tam rahatlayacakken dış atışlar canımızı yaktı. Velickovic saldı da saldı uzaklardan bende kanser oldum!
Görünmeyen yıldızlarda var. İyi savunmasıyla Ömer Onan ve asıl sürprizci, pis işler uzmanı, görev adamımız Sinan Güler! Topu çalıp uçarak vurdun ya o smacı, bağırışımı görecektiniz inanılmazdı! Yüreğimizi koyuyoruz. Sakat, hasta, yorgun Dev Adamlar. Ama yılmıyoruz ve savaşıyoruz.
Uzatmalarda adamlara sayı attırmadık bu arada farkında mısınız bilmiyorum! Hücum ribaundu verip durduk ama 1.5 dakika paso şut attılar ama girmedi, kader bize güldü. Sırpları da yendik ya daha ne isteyeceğim Bi çok ilki yaşamaya devam ediyoruz. Hiç bu kadarını beklemiyordum ama fena biçimde geliyoruz. Kimse tutamaz bizi beee,feci gaza geldim. Haydi koçlarım, AYNEN DEVAM!!

US Open'ın Annesi!

Kim bir süre ara verip gelmişti aramıza yine ve davetiye ile katıldığı Amerika Açık'ta şampiyon olup ilklere imza attı. Mesela davetiye alıp da bunu kazanan ilk tenisçi oldu kendisi ve asıl önemli olan ve beni çok sevindiren ise ANNE olarak başka bir kazanan yok!

Maç öncesinde de beni Clijsters'in başka bir görüntüsü kendisine hayran bıraktı. Maç başlamadan önce eşyalarını getiren yardımcı görevli genç kıza o kadar içten sarıldı ki... Çoğu insanın orada kibiriyle dolaştığı, kendini beğenmişliğin had safhada olduğu bir ortamda beni gönülden fethetti! Tebrikler şampiyon anne!

Bu arada Wozniacki'de aman diyim haaa :))



Pazartesi, Eylül 14

Kasıtlı Çaresizlik!

İnsanın kasıt arayası geliyor gerçekten. Öyle pozisyonlar oldu ki yuh dedirttiler. Maçın başında Sercan, Bilica'yı tekmeliyor kırmızı kart yok. Alex topu kapıyor faul yok çileden çıkartıyorlar takımı Güiza'da hiç görmediğim bir sinir ve topu yere çarpıveriyor carttt sarı kartttt! 2 saniye öncesinde de Alex'e geliyor kart!



68. dakika da ise facia! 1 metre dışarıdan çevrilen topa Lugano'ya çarpınca korner kararı çıkıyor. Gökhan Gönül çıldırıyor. Lugano çıldırıyor. Fenerbahçe'de agresif adam çok, ama gerçekten bu kullanılıyor hissiyatı verdi bana Deniz Çoban! Şartlı çıkıyorlar maçlara artık bariz belli! Sonra eleştiriler geliyor efendim neymiş hakemi elinden kolundan çekiştirip duruyolarmış, Avrupa'da yapın sıkıyorsaymış. Hakemler Avrupa'da bu denli katlediyorlar mı maçı? Tamam hatasız kul olayı, olmuyor sonuçta hatasızı ama kasıt söz konusu olunca neler oluyor hiç düşündünüz mü? Maçı bile konuşturtmadan kelimelerce yazı döktürüyorlar insana. Erman Toroğlu'da dikkati çekecek ya, millete gaz verecek ya, lafı salıyor ortaya sonra hakemler şartlanıyor. Akl-ı selim insanlar bu maçları yönetmeyeceklerse Avrupa'dan adam getirmeyi denesinler! Ne bu canım...



Maça geçelim... Bursa baskı kurmaya çalıştı ama bal yapmayan arı misali. Fenerbahçe net pozisyon vermedi sayılır. Bir kaç karambol topu oldu ama yüzde yüzlük pozisyon diye tabir ettiğimiz şeyler yoktu. Emre'nin yokluğu çok soru işaretiydi ama bugün sadece topa basma yönünden eksiklik oldu o kadar. Güiza bu kadar formda (!) olmasa maç kopar giderdi hakikaten. Bursaspor kanatlara iyi taşıdı topları ama özellikle sağ kanatta Ali Tandoğan berbat ortalar kesip durdu içeriye. Bu yüzden çok etkisiz kaldı. Bilica-Lugano defansı her zaman daha sağlam Fenerbahçe açısından bunu belirtmekte yarar var. Bilica tek hamlelik oyuncu ama daha güven verici yapısı var ve topu gerçekten çok olumlu oyuna sokuyor. Mehmet Topuz bugün vasatın üstüydü. Bu maçta göz önüne çıkmak imkansızdı zaten çünkü gerçekten çok zor deplasman. Ekim 2008'den beri sahasında kupa maçı harici ilk defa yeniliyorlar. 2'sinde de baş rolde Fenerbahçe olması çarpıcı. Geçen sene zaten bir ara maç yapmaktan akraba olmuşlardı.



Maç sonunda Fenerbahçe otobüsü taşlanıyor. İşte altaki postta yazdığım gibi bize spor anlayışı bu kadar. Yenilirsen illa sapıtacaksın!

Pazar, Eylül 13

Futbol Centilmenliktir...



Dakika 63 şu anda... Skor 6-0! Ajax- Nac Breda maçı var ve kenarda bir oyuncu. Adı Leonardo. Geçen sene Ajax Amsterdam oyuncusuydu. Bu sene Breda'ya geçti ama Leonardo oyuna girerken tüm stad eski futbolcusunu alkışlıyor. Vefa ve centilmenlik bir arada... Bizde olsa giden oyuncumuza ana avrad küfrederiz. Hele ki bir de iyi oynuyorsa, ulan eşooolusu bizde böyle oynamadın deriz!

Bizde centilmenlik ve futbolun spor olduğu her daim unutulur. Millet birbirini yer, küfreder, iter, kakar, hatta İsviçre maçındaki gibi kavga çıkarır! Sahada dövemiyorsun ya futbolunla, kaba kuvvete başvurursun işte böyle... Tribünden taş atarsın, çakmak fırlatırsın, su içmesi için (!) pet şişe atarsın... Neyse..

Mentalite farkı..


Serena ablamız çizgi hatası yaptıktan sonra zavallım bir lines man'i (daha doğrusu kadın oradaki :) ölümle tehdit ediyor. Sonrasında ise olaylar iyice sarpa sarıyor. Çirkefliğin bu kadarına PES!!

Ah O Eski Günler Yok Mu!



Dün Mustafa Hoca'nın koruduğu Rüştü, Frank Reijkaard'lı Barça döneminde dip yapmıştı ve yedek kalmaya mahkum edilmişti. Dün de Hollandalı ne kadar iyi bir tercih yaptığının farkına bir kez daha varmıştır sanırım.

Mustafa Denizli+Rüştü:3 Serdar Özkan:0

Vallahi bir enteresan maçtı... Daha maçın başında Galatasaray kornerden golü bulup üstüne baskı kurunca dedim ki Galatasaray facia yarattıracak. Baros'un şutu direği sıyırınca bu görüşüm daha da desteklendi açıkçası. Kornerden yenen gol... Şaka gibi! Rüştü senelerdir bunu yapıyorda,yani buraya gelmeden önce neden Hakan Arıkan oynamaz, sakatlıktan yeni çıkmış bir oyuncu tercih edilir anlayamadım! Korner'den top süzülüyor Rüştü topun nasıl geldiğini bile hesaplayamıyor önce öne doğru gidiyor, sonra geriye doğru koşayım derken Yusuf'un tamamen Mustafa Sarp'ı bırakmasıyla topu ağlarında görüyor.

Mustafa Denizli de seçimleriyle kahraman olmaya çalışırken 100 yılını devirmiş dev çınarı, Beşiktaş'ı çöküşe doğru sürüklüyor farkında değil! Ekrem ile ortasaha çıkılması intahar sebebidir. Yazıktır, günahtır. Maçın skoruna bakmayın vallahi gol haricinde öyle ahım şahım bir futbol yok! Tello yorgunmuşmuş, şu sakatmış bu yorgunmuş. Devre 1-0 bitti ama hani golden sonra Beşiktaş Serdar Özkan ile bir pozisyon kaçırdı. Daha sonra sıkıcı bir maç vardı benim gözümde. İkinci yarı Fink ortasahaya girince canlandı kara kartallar... Serdar Özkan ile ciddi ciddi 3 pozisyona girdiler. Birinde Hakan Balta'ya takıldı genç oyuncu, diğerinde kaleci Leo Franco'ya ki bence o pozisyonda dışarıda da elle müdahele var ve sonuncusunda ise topu sol ayağıyla uygun durumda dışarı attı.


Baskı sonuç verir mi diye düşünürken birden yine Rüştü şov ile karşılaştık. Şuursuzca çıkışları yüzünden zaten Barça'da komedi ötesi goller yemişti. Reijkaard'ı görünce o günler aklına geldi herhalde! Ama aslında o çıkışında hangi gol aklıma geldi biliyormusunuz, hem de olay anında oldu bu olay, Hırvatistan ile 1-1 biten maçımız vardı ya Semih'in golü 120. dakika da gelmişti hani. İşte o maçta yediğimiz goldeki Rüştü çıkışının aynısıydı bu ve ben gol olacağından o kadar çok emindim ki... O topu o ana kadar maçın başındaki attığı etkili şut harici birşey yapmayan Baros'un önüne atmak gerçekten beceri isterdi, ama tecrübeli (!) file bekçisi için bu basit bir olaydı.
Ciddi ciddi sıkıcı bir maçtı. Yani derbi lafta kaldı. Bir ara Galatasaray yusuf yusufladı, sonra gollerle rahatladı. Ne Arda etkiliydi, ne Yusuf ( Yusuf'tan sol açık bile yaratmaya çalışıyor Denizli yuh!). Ne Tabata etkiliydi, ne Keita! İlk 2 gol Rüştü'nün hediyesi, son gol ise kopan maçta 3 pasta gol! Şaştım kaldım!



Böyle durumlarda gerçekten üzülenlerdenim. Yazık oluyor Beşiktaş'a göz göre göre. İyi kadroları yok bence üst düzey. Nihat hala formsuz yokları oynuyor. Ama birşeyler yapabilmek için olur olmadık yerlerden kaleye vurmaya çalışıyor, önünde adam olsa bile vuruyor, bir garip! 5 maç yapmışsın attığın gol 3! Yediğimiz gol 1 çok iyi savunma yapıyoruz diyen Beşiktaşlı arkadaşlara her an dağılabilecek bir defans yapılarının olduğunu görmek açısından iyi bir ders! Çünkü öyle ahım şahım bir ofans takımıyla karşılaşmamışlardı henüz! Denizli'nin artık saçma sapan şeyler denemekten vazgeçip takımını düzene sokması lazım. Oyuncularında aklını başına devşirmeleri gerekiyor!!
Galatasaray'a gelince... Orta sahası kuvvetli olan her takıma karşı sorun yaşayacaklar diyordum kendi kendime bugünde bunu gördük. Ofans olarka Türkiye'nin en iyisi. Ama orta sahayı hızlı geçecek bir takım veya orta sahası kalabalık olan bir takım Galatasaray'ın başını ağrıtır. Ağrıtmayan takımlarla da güle oynaya maç yapıp arkayı 4'ler ya da 5'lerler! Bununla bu sene çok karşılaşacağız.

Beşiktaş'ta genç oyuncu İsmail bu maçta iyiydi. Serdar Özkan'da oldukça iyiydi. Tabata ehh dedirtti. Nihat berbat, Yusuf berbat, Ekrem berbattı.
Galatasaray'da Kewell etkiliydi, Sabri bugün çok çalıştı. Arda piyasada yoktu, Keite'da keza öyle. Baros'un 2 gol attığına bakmayın piyasada yoktu o ana kadar!
Vel hasıl kelam, Mustafa Denizli oyuncu seçimleri ve Rüştü'nün supersonic hataları sonucunda Galatasaray derbinin galibidir. Hayırlı uğurlu olsun efendim.

edit: Rıdvan Dilmen'in de Hırvatistan maçında Rüştü'nün çıkışını ve bu maçtaki benzerliği NTV'de maç sonunda söylemesi beni çok mutlu etti :)