Cuma, Eylül 17

Sezon Öncesi Takım Analizleri: Fenerbahçe Ülker


FENERBAHÇE ÜLKER




Gelenler: Aydın Örs (Koordinatör olarak), Neven Spahija (Coach), Kaya Peker (Efes Pilsen), Marko Tomas (Cibona Zagrep), Engin Atsür (Beşiktaş Cola Turca), Darius Lavrinovic (Real Madrid).

Gidenler: Bogdan Tanjevic, Semih Erden, Ömer Aşık, Rasim Başak, Serhat Çetin.



Önce gelen oyunculardan bahsettikten sonra takımın genel yapısı hakkında, değişenler, olacaklar veya beklentiler hakkında bilgi verelim...

Bu senenin en karizma transferlerinden birisi basketbol liginde dersem yanılmış veya abartmış olamm diye düşünüyorum. Bu isim Darius Lavrinovic. Kariyerinde Zalgiris Kaunas, Unics Kazan, Dinamo Moskova ve Real Madrid'de oynamış çok değerli bir uzun. Aslında onu biz Litvanya karşısında bize karşı oynadığı maçlarda, başımıza açtığı dertlerden biliyoruz. 2.12 boyuna rağmen dış şut tehtidi ile tanınan ve çok can yakan bir oyuncu kendisi. Transfer olduğunda her ne kadar daha önceden yaşadığı tecavüz davasıyla anılsa da, bizim ülkede işinden çok insanların hayatları irdelendiğinden çok umursanmamalı bu tür haberler ve sözün özü çok çok özel bir oyuncu Lavrinovic bu olumsuzluğu bir kenera bıraktığımızda. 4 ve 5 numaralı pozisyonlarda oynayabilen ve eşleşme sorunu yaratan bir oyuncu. Ve her yerden skor üretebilme kapasitesine sahip. Kariyeri başarılarla dolu olan ve sürekli üst düzey liglerde forma giyen Lavrinovic geçen sene Madrid'de 11.1 sayı 4.5 ribaund ve 1.2 asist ve 1 top çalma istatistikleri tutturdu.

Gelelim Marko Tomas'a... 1985 doğumlu oyuncu genç yaşta patlama yapması beklenenlerdendi. Bu yüzden Real Madrid onu aldığında beklenti yüksekti ama bir türlü o sıçramayı yapamadı kendisi adına. Çok yönlü oyuncu diyebileceğimiz Tomas, kendi şutunu yaratabilen ve içeriyi iyi karıştırabilecek bir oyuncu ve geçen sene Cibona'da görüğümüz üzere de skorer kimliği tavan yapmış durumda! Ve takım oyununda gerçekten "sadık" kalabilen diye nitelendirdiğimiz türden bir adam. 3 numarada bu sene Fenerbahçe Ülker'in sıkıntı çekmeyeceği ortada...

North Carolina State'in yıldızı olarak piyasa yapan Engin Atsür var sırada... Biz milletçe yurtdışında başarılı olan Türk oyunculara hastayızdır. Çok oyuncumuz olmadığından, hangi branş olursa olsun, bir kişi yurtdışında başarı elde etmişse bu durum bizi mest eder, gurur duyarız. Engin'de NCAA kariyerinde üniversitesinde gerçekten isim yapmış bir oyuncu. Parlak bir başlangçı sonrasında Benetton Treviso ile başlayan kariyer, Efes Pilsen'deki sakatlık sonrası duraklama dönemine girse de, geçen sene Beşiktaş Cola Turca'da oynadıkça üstüne koyan yapısıyla yine patlama yaptı diyebiliriz. Mira Chatmen ile iyi bir ikili oluşturan Engin, şutunu da güçlendirip guard rotasyonunda kendisinden beklenenin ötesinde bir katkı yaptı geçen sene Beşiktaş Cola Turca'ya! Bu sene Ukic'i kadrosunda tutan Fenerbahçe Ülker için çok iyi bir yedek olacakken, milli takımda aşil tendonu koptuğundan sarı-lacivertli ekip guard arayışına girmişti yana yana ve Hakan Köseoğlu'nu antrenmanlarda deneyen ama beğenmeyen Neven Spahija bu yüzden Greer ile devam kararı aldı. İyileştiğinde takıma çok faydalı olacaktır düşüncesindeyim.


Neven Spahija'dan da kısaca bahsedelim Aydın Hoca'yı anlatmaya hiç ama hiç gerek yok, saygısızlık olur. Aslında Spahija'da aynı durumda ama Aydın Hoca bizden olduğu için torpil geçelim. Lietuvos Rytas, Maccabi Tel Aviv, Tau Ceramica kariyeri sonrası geçen sezon Valencia takımlarında yer almış müthiş bir coach. Kariyerinde şampiyonluklar yaşamış birinsan ve gerçekten Fenerbahçe Ülker'in bu seneki değişen yapısında aranılan kan diye düşünüyorum. KK Cibona ile başlayan kariyerde lig şampiyonluğu, KK Krka Novo Meto takımında 2003 yılında şampiyonluk, Adriyatic Ligi finalisti ve Uleb Cup finalisti, Lietuvos Rytas'ta Litvanya şampiyonluğu yanı sıra Baltık Ligi şampiyonluğu, Maccabi Tel Aviv'de lig şampiyonluğu, Tau Ceramica'da Lig şampiyonluğu ve İspanya Süper Kupası ve son olarak Valencia'da geçen iki sezonda elde edilen EuroCup zaferi! Şube başında Aydın Örs varken, Tanjevic'i sıkça eleştiren ve pek sevmeyen bir taraftar grubuna Spahija ilaç gibi gelecektir.

Ve sona bıraktığım Kaya Peker... Sona bıraktım çünkü Fenerbahçe Ülker'li taraftarlar bu transfer sonrası ikiye bölünmüş durumdalar! Emre'nin futboldaki transferinin karşılığıdır Kaya basketbolda... Pınar Karşıyaka alt yapısında parlayan ve çok büyük beklenti içerisine girilen Kaya Peker kariyerinde EFes Pilsen, Tau Ceramica, Beşiktaş Cola Turca'da yer aldı. Geçtiğimiz sezon Efes Pilsen formasıyla Fenerbahçe Ülker'e karşı iyi mücadele etmemekle suçlandı 2 yıllık sözleşme sonrasında. Taraftarlar çirkefliğinden kaynaklı, tahrik eden yapısından dolayı ve bir de en büyük suçu DAMİR MRSİC'e maç içerisinde ettiği küfürden dolayı ondan nefret ediyor durumda ve duygusal yaklaşmaktalar bu transfere. Haklılarda bir bakıma ama profesyonel bakmakta fayda var diye düşünüyorum. Zaten bu sene en çok Kaya Peker sahada bir oraya bir buraya atlayan oyuncu olacaktır, göreceğiz.

Genel olarak Fenerbahçe Ülker'in yapısından bahsedelim bu sene için... Giden en önemli parçalar elbette Semih ve Ömer Aşık olacaktır Fenerbahçe Ülker adına. Ama Bu boşluğu Lavrinovic ve Kaya ile doldurduğu düşünülürse, işin savunma kısmı biraz sekteye uğrasa da, hücum yönünde Ömer&Semih ikilisinin şut dahi atamadıkları düşünüldüğünde Kaya&Lavrinovic çok baş ağrıtacaktır. 4-5 numarada bu sene Oğuz, Vidmar, Mirsad, Lavrinovic ve Kaya olacak. Vidmar gönderilip yerine ondan iyi bir uzun alınsaydı pota altı çok feci bir yapıya bürünecekti ama bu da oldukça iyi. Vidmar'ın geçen sene kiralık geldikten sonra final serisinde takıma kattığı sertlik ve mücadeleci yapı yadsınamaz. Ama Dünya şampiyonasında o ışığı yine göremedim ve hücumda çok eksik kaldı diyebilirim. Yine de kenardan gelip 10 dakika yer alsa, sertlik istenen zaman çok işe yarayacaktır. Oğuz ve Mirsad ise yine aynı rollere soyunacaklardır takımları adına.. Geçen sene mecburiyetten istemediği yerde oynayan Oğuz bu sene rahat eder diye düşünüyorum. Mirsad ise ilerleyen yaşına göre hala iyi bir ribaundçu ve dış şut tehtidi ile gerektiğinde sorumluluğu üzerine almaktan çekinmeyecektir diye düşünüyorum. Hırs, heyecan ve duygusallık bu deli dolu adamı açıklıyor sanırım!!

3 numarada Marko Tomas ve bu sene Türk statüsünde oynayacak Emir Preldzic yer alacak.Kinsey'de gidişata göre burada yer alabilecek bir oyuncu. Tomas'ı yukarda anlattım aslında ama sezon içerisinde ne kadar değerli bir transfer olduğunu daha net görme şansımız olacaktır. Emir ise genç yaşta 2 Sloven olarak Türkiye'ye geldiğinden beri çok aşama kaydetti açıkçası. Bazen hakikaten adamı çıldırtan yapısı mevcut ama yine de 1-2-3 hatta 4 numara da bile kullanılabilirliği mümkün iken ve hele ki yabancı statüsünde değilken değerli bir parça olacaktır.

2 numarada Ömer Onan, Terence Kinsey ve Lynn Grerr yer alıyor. Ömer Onan'ı anlatmak istemiyorum.. Hırs, çalışkanlık, mücadele... Ne ararsan bir oyuncuda.. Ki şutu da gelişti son yıllarda. Tek eksiği bire birlerde adam geçemiyor oluşudur rahatça bana kalırsa. Kinsey ise ilk geldiğinde taraftarın sevgilisi olmuş ve hani pis işleri yapan adam tabiri vardır ya bunu iyi beceren bir basketbolcu bildiğiniz üzere.. Gerektiğinde sorumluluk da almasını bildiğinden Fenerbahçe Ülker için savaşçı kimliğin yitirilmemesi açısından da önemli bir parça. Bu sezon en çok akıl kuracalayacak oyuncu ise Greer. Oyun kurucu olmadığından dolayı tam manasıyla, 2 numara oynayan ama gereken katkıyı geçen sene gösteremeyen bir oyuncu. Bu yüzden çok güven vermiyor açıkçası hem bana hem de Fenerbahçe Ülker taraftarlarına... Ama futbolda bir Deivid vakası yaşadı ya Fenerbahçe, onun 2. sezonu gibi olursa da şaşırmamalı çünkü kariyeri çok üst düzey bir oyuncu Greer!

Ve gelelim şu anda en sıkıntılı bölgeye, oyun kurucularına sarı-lacivertli ekibin... Roko Ukic ve Engin olsa çok ama çok güvende olacaktı burası ama şu anda Engin olmadığı için, Ukic yalnız kalacak. Mecburiyetten Greer ile oynayacak maçlarda Neven Spahija zaman zaman 1 numaralı pozisyonda. Ya da Tanjevic gibi yapıp Emir'i de oraya çekecek bölüm bölüm, tabiri caizse iyice sıkıştığında... Hakan Köseoğlu'da beğenilmediğine göre böyle gidecek Engin iyileşene kadar, ama uzun süreç var hala bunu da düşünmek gerekirdi bence.

Son cümleleri toparlamak gerekirse eğer, bu sene diğer yıllara nazaran hücum gücü yüksek bir takım var Fenerbahçe Ülker'de... Yeni transferlerin hepsi hücum gücünü bir üst seviyeye çıkartacaktır. Ama aslolan savunma kısmında ise geçen seneki sertlik olacak mı, işte soru işareti olan kısım bu. Eğer ki o sertliği devam ettirirse bu sene daha iyi bir Fenerbahçe Ülker izleyeceğimiz kesin.

Salı, Eylül 15

Del Potroooooooooooo!


Ve Potro zor olanı başarıp, 2-1 yenik duruma düştüğü maçta Efsane Fedex'i 3-2 devirmeyi başardı. Turnuvada üst düzey bir performans gösteren Arjantinli oyuncu genç yaşına rağmen çok olgun bir maç çıkardı. 88'li doğumlu raketin mermi gibi giden forhandleri karşısında Federer bazen aciz duruma düştü. Topu hızından dolayı bazen gerçekten göremedim dersem yeridir! 1.98'lik boyunun avantajını gücüyle birleştirince komplike bir durum ortaya çıkıyor.
Kimse Fedex'in servisine tutunamadığını, ilk servisinin oyuna girme oranının düşük olduğu zırvalıklarını bana anlatmasın. Zira Federer bu üst düzey anlarda, üst düzey şeyler yaptığı için Federer!! Del Potro'nun oyun yapısı ve insan psikolojisini bozan sert toplarının hiç mi hakkı yok yani?
Maçın istatistiklerine bakıcak olursak eğer zaten, sadece aces sayısında Federer'in üstünlüğü bulunuyor ve diğer bütün istatistiksel bölümlerde Del Potro'nun üstünlüğü var. Harika bir maç izledik gerçekten. Ve nedendir bilinmez "Deli" Potro'nun kazanmasını istiyordum. Yanlış anlaşılmasın Federer'i çok sever ve saygı duyarım. Ama bu genç bu turnuvada şampiyonluğu haketti. Bir turnuvada ilk 3 seribaşını yenerek şampiyon olan ilk tenisçi ünvanını da kapmış oldu!
ALLAHINA KURBAN DELİ POTRO!!

Şok Şok Şok Rüştü Manu Maçında Yok!



Yahu sporx.com'a girdim. Baktım ki Beşiktaş'a Rüştü şoku diyor. Ne oldu diye baktım, antrenmanda sağ kulana top gelince operasyon geçirmiş. Büyük geçmiş olsun da, yahu bu nasıl başlıktır demeden edemiyor insan.

Zannedersin ki Messi Beşiktaş'ta ve oynamayacak sakatlığı söz konusu diye. Son maçta neler yaptığı ortada, zaten başka bir sakatlıktan yeni çıkmışken Rüştü'nün ne faydası olabilir ki? Tecrübe demesin kimse bana gülerim. Fenerbahçe'de iken 62'den tavşan olmuş arkadaşımızdan bahsediyoruz değil mi?

Yorumlara bakıyorum bazı Beşiktaşlı arkadaşlar şunu söylemiş düşünün artık olayın vahamiyetini: Ne sakatlığı ya son maçtaki hatalarından dolayı oynatılmayacak diyemiyorlar!!

:)) Yorumsuz...

Sırbistan: 64 Türkiye:69


Hidayet'in bu kadar kötü olduğu bir maçta gerçekten büyük iş. Bravo çocuklar.. Uygun adım ileriiiii!!!
Maç bol skorlu başladı. Kerem-Teodosic çekişmesini izledik başlangıçta. Bizim Kerem tuttu maçı götürdü daha sonra. Maestro gibi yönetti takımı! Şutunu çok tutmasam da inanılmaz bir oyun bilgisi, basketbol iq'su var! 4'te 4 bizi ilk 2'ye kesin sokacaktı bunu da başardık. Ersan inanılmazdı ve onu bir an önce NBA görmek istiyorum. Alev alev yanıyor, cayır cayır atıyor. Savunması ve ribaundları onun ekstrası. Her yönden iş yapıyor yani. Ve hele ki takımın bir numaralı skor opsiyonu bu kadar ritm dışı kalmışken takımı sırtladı götürdü. Ömer Aşık... Koçum benim şu serbest atışlarında biraz daha iyi olsan kim tutar seni be! O kadar kötü attı ki serbest atışları maç buralara gelmeden kazanabilirdik. Uzattık yani gereksiz yere. Tam rahatlayacakken dış atışlar canımızı yaktı. Velickovic saldı da saldı uzaklardan bende kanser oldum!
Görünmeyen yıldızlarda var. İyi savunmasıyla Ömer Onan ve asıl sürprizci, pis işler uzmanı, görev adamımız Sinan Güler! Topu çalıp uçarak vurdun ya o smacı, bağırışımı görecektiniz inanılmazdı! Yüreğimizi koyuyoruz. Sakat, hasta, yorgun Dev Adamlar. Ama yılmıyoruz ve savaşıyoruz.
Uzatmalarda adamlara sayı attırmadık bu arada farkında mısınız bilmiyorum! Hücum ribaundu verip durduk ama 1.5 dakika paso şut attılar ama girmedi, kader bize güldü. Sırpları da yendik ya daha ne isteyeceğim Bi çok ilki yaşamaya devam ediyoruz. Hiç bu kadarını beklemiyordum ama fena biçimde geliyoruz. Kimse tutamaz bizi beee,feci gaza geldim. Haydi koçlarım, AYNEN DEVAM!!

US Open'ın Annesi!

Kim bir süre ara verip gelmişti aramıza yine ve davetiye ile katıldığı Amerika Açık'ta şampiyon olup ilklere imza attı. Mesela davetiye alıp da bunu kazanan ilk tenisçi oldu kendisi ve asıl önemli olan ve beni çok sevindiren ise ANNE olarak başka bir kazanan yok!

Maç öncesinde de beni Clijsters'in başka bir görüntüsü kendisine hayran bıraktı. Maç başlamadan önce eşyalarını getiren yardımcı görevli genç kıza o kadar içten sarıldı ki... Çoğu insanın orada kibiriyle dolaştığı, kendini beğenmişliğin had safhada olduğu bir ortamda beni gönülden fethetti! Tebrikler şampiyon anne!

Bu arada Wozniacki'de aman diyim haaa :))



Pazartesi, Eylül 14

Kasıtlı Çaresizlik!

İnsanın kasıt arayası geliyor gerçekten. Öyle pozisyonlar oldu ki yuh dedirttiler. Maçın başında Sercan, Bilica'yı tekmeliyor kırmızı kart yok. Alex topu kapıyor faul yok çileden çıkartıyorlar takımı Güiza'da hiç görmediğim bir sinir ve topu yere çarpıveriyor carttt sarı kartttt! 2 saniye öncesinde de Alex'e geliyor kart!



68. dakika da ise facia! 1 metre dışarıdan çevrilen topa Lugano'ya çarpınca korner kararı çıkıyor. Gökhan Gönül çıldırıyor. Lugano çıldırıyor. Fenerbahçe'de agresif adam çok, ama gerçekten bu kullanılıyor hissiyatı verdi bana Deniz Çoban! Şartlı çıkıyorlar maçlara artık bariz belli! Sonra eleştiriler geliyor efendim neymiş hakemi elinden kolundan çekiştirip duruyolarmış, Avrupa'da yapın sıkıyorsaymış. Hakemler Avrupa'da bu denli katlediyorlar mı maçı? Tamam hatasız kul olayı, olmuyor sonuçta hatasızı ama kasıt söz konusu olunca neler oluyor hiç düşündünüz mü? Maçı bile konuşturtmadan kelimelerce yazı döktürüyorlar insana. Erman Toroğlu'da dikkati çekecek ya, millete gaz verecek ya, lafı salıyor ortaya sonra hakemler şartlanıyor. Akl-ı selim insanlar bu maçları yönetmeyeceklerse Avrupa'dan adam getirmeyi denesinler! Ne bu canım...



Maça geçelim... Bursa baskı kurmaya çalıştı ama bal yapmayan arı misali. Fenerbahçe net pozisyon vermedi sayılır. Bir kaç karambol topu oldu ama yüzde yüzlük pozisyon diye tabir ettiğimiz şeyler yoktu. Emre'nin yokluğu çok soru işaretiydi ama bugün sadece topa basma yönünden eksiklik oldu o kadar. Güiza bu kadar formda (!) olmasa maç kopar giderdi hakikaten. Bursaspor kanatlara iyi taşıdı topları ama özellikle sağ kanatta Ali Tandoğan berbat ortalar kesip durdu içeriye. Bu yüzden çok etkisiz kaldı. Bilica-Lugano defansı her zaman daha sağlam Fenerbahçe açısından bunu belirtmekte yarar var. Bilica tek hamlelik oyuncu ama daha güven verici yapısı var ve topu gerçekten çok olumlu oyuna sokuyor. Mehmet Topuz bugün vasatın üstüydü. Bu maçta göz önüne çıkmak imkansızdı zaten çünkü gerçekten çok zor deplasman. Ekim 2008'den beri sahasında kupa maçı harici ilk defa yeniliyorlar. 2'sinde de baş rolde Fenerbahçe olması çarpıcı. Geçen sene zaten bir ara maç yapmaktan akraba olmuşlardı.



Maç sonunda Fenerbahçe otobüsü taşlanıyor. İşte altaki postta yazdığım gibi bize spor anlayışı bu kadar. Yenilirsen illa sapıtacaksın!

Pazar, Eylül 13

Futbol Centilmenliktir...



Dakika 63 şu anda... Skor 6-0! Ajax- Nac Breda maçı var ve kenarda bir oyuncu. Adı Leonardo. Geçen sene Ajax Amsterdam oyuncusuydu. Bu sene Breda'ya geçti ama Leonardo oyuna girerken tüm stad eski futbolcusunu alkışlıyor. Vefa ve centilmenlik bir arada... Bizde olsa giden oyuncumuza ana avrad küfrederiz. Hele ki bir de iyi oynuyorsa, ulan eşooolusu bizde böyle oynamadın deriz!

Bizde centilmenlik ve futbolun spor olduğu her daim unutulur. Millet birbirini yer, küfreder, iter, kakar, hatta İsviçre maçındaki gibi kavga çıkarır! Sahada dövemiyorsun ya futbolunla, kaba kuvvete başvurursun işte böyle... Tribünden taş atarsın, çakmak fırlatırsın, su içmesi için (!) pet şişe atarsın... Neyse..

Mentalite farkı..